+ .::ForuMetro::. simple machines forum smf.gen.tr ödüllü seo webmaster yarışması » KÜLTÜR-SANAT-HAYAT » Türk ve Dünya Tarihi
 KIZ KULESİ

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: KIZ KULESİ  (Okunma Sayısı 159 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 14 Şubat 2008, 22:57:52 »
kurabiyee
Tecrübeli Üye
*



DİKKAT:BağımLıLık YapaBiLir...

Rep Gücü: 0
Rep 273


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 173


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

Üyelik Bilgileri
KIZ KULESİ

İstanbul'un sembolü olan Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı'nın Marmara Denizi'ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.

Üsküdar'ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder: "Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam seksen arşundur. Sathı mesehası ikiyüz adımdır. İki tarafına bakan yerde kapısı vardır."

Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın mühim kısımları Fatih devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş taşlarla kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmut’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.

İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi...

Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy'den sandallarla yapılmaktadır.

Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine(o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içinde bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.

Antik Çağ'da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da "Tour de Leandros"(Leandros'un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.


 Efsaneler   Kız Kulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero'nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero, Afrodit'in rahibelerindendir ve aşkla yasaklıdır. Hero yıllar sonra Afrodit'in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye yüzerek gelmesi ile aşklarını kutsarlar.

Kız Kulesi her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde Hero'nun, Leandros'un yolunu bulması için yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularında boğulur. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini boğazın serin sularına bırakır.

Kavuşamayan aşıklara atfen anlatılan bu hikayeden başka bir de; Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı bir "Yılan" hikayesi vardır. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızının onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır. Kral kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır.

En son anlatılan hikaye ise Osmanlı dönemi ile ilgilidir. Battal Gazi'nin askerleri ile Kız Kulesi'ne baskın yaparak kuleye saklanan hazinelerin ve Üsküdar Tekfuru'nun kızını kaçırdığı ile ilgili hikayedir. Evliya Çelebi’nin notlarına göre Battal Gazi İstanbul’u Bizans’ın elinden almak için Emevi ordularıyla birlikte gelir, Kız Kulesi önündeki kıyıya mevzilenir. Bir süre sonra Battal, İstanbul’un Asya kıyılarında kontrolü ele geçirince dönemin İstanbul tekfuru kızını ve hazinesini Kız Kulesine saklar ama Battal Gazi çoktan tekfur kızına gönlünü kaptırmıştır. Bir gece Kız Kulesine girmeyi başarır. Battal Gazi tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar'dan atına atlayıp oradan uzaklaşmıştır. Çokça bilinen "Atı alan Üsküdar'ı geçti" lafı bu hikayeden gelir. Daha sonra Tekfur'un kızını Afyon'a kaçırır ve bir kaleye yerleştirir. Fakat bir gece Battal Gazi kalenin dışında uyurken, kaledeki sevgilisi düşman askerlerinin geldiğini görür ve Battal'ı uyandırmak için taş atar ama ne yazık ki o taş Battal'ı şehit eder.Bu hikayeden günümüze gelen bir diğer şey de küçük kulemizin ismi ile ilgilidir. Diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen Türkler buraya Kız Kulesi ismini vermişlerdir. Fatma KARAHİSARLI nın 2007 yılı sonuna dogru yayımlanan 'Sır Kulesi' isimli romanında anlatıgına göre: Kız Kulesi, Üsküdar'da Bizans döneminden kalan tek eserdir ve 2500 yıllık geçmişe sahiptir.Kule,gümrük istasyonu olarak basladığı hayatına,savunma amaçlı kale,daha sonra da bünyesine eklenen fenerle gemilere yol gösterici olarak devam etmiştir.Çeşitli zamanlarda onarılan kule,Osmanlı döneminde son büyük onarımını 2.Mahmut döneminde geçirmiştir.1944,1959,1965 yıllarında çeşitli restorasyonlar geçiren kule 2000 yılında Hamoglu Holdingin yaptıgı restorasyonla simdiki hale gelmiştir.Kule hakkında bildiklerimiz bilmediklerimize göre devede kulak kalır bu nedenle o kuleyi 'Sır Kulesi' olarak adlandırır.


* %C4%B0stanbul_IMG_0407.jpg (163.58 KB - Yükleme: 0 kez.)
Logged


Kör Cehalet Çirkefleştirir İnsanı, Suskunluğum Asaletimdendir.
Her Lafa Verilecek Bir Cevabım Vardır. Lakin Bir Lafa Bakarım Laf Mıdır Diye, Bir De, Söyleyene Bakarım Adam Mıdır Diye...

« Yanıtla #1 : 23 Şubat 2008, 13:21:03 »
azengin
Moderator
Uzman Üye
**



DİKKAT:BağımLıLık YapaBiLir...

Rep Gücü: 0
Rep 82


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 223


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

Üyelik Bilgileri
KIZ KULESİ

sevgililerin en özel anlarını yaşadıkları yer olarak bilinir. en güzel aşk sözcükleri burada dile gelmiştir, eller burada daha sıkı tutmuştur birbirini, gözler bir başka bakmıştır sevdiceğe..
ama istisnalarda var tabii.. mutlu bir beraberliğin son günü de burada geçebiliyor.. kız kulesi her aşka tanıklık yapıyor..
Logged
« Yanıtla #2 : 02 Mart 2008, 17:56:31 »
leyliece
MissMod
Tiryaki
*****



DİKKAT:BağımLıLık YapaBiLir...

Rep Gücü: 4
Rep 422


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2182

Google fotoğraflarımı taqqlayıp durmaa


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

Üyelik Bilgileri
KIZ KULESİ

PAYLAŞIM İÇİN TEŞŞEKKÜRLER
ÜSKÜDAR VE İSTANBULUN BİR SİMGESİ;EFSANEVİ KIZ KULESİ.
Logged

Bulut ol lakin rahmet yağdır hüzün değil. Kainat bir alış veriş mekanı, gonca verirsin cehennem alırsın. Ben de gönlümün yarasına  kıvılcım koydum umudum bir damla şebnemle bin gül bahçesi alabilmek.Gel ey dost!

Beraber yürüyelim bu acılar kervanında.Rüzgar işte temizliyor iyi-kötü demeden, nasıl esti ise gül soldu bülbül sustu. Rüzgar gam_küsarlığını hiç eksiltmedi lakin, güneş hep yerinde kaldı.

Yıllardır çabam baharın gülü olabilmekti, kış görünmeden sonbaharda soldum. İçimdeki mavi söndü yerine gecenin ziyası kapladı. Ah! Geceme nur insin derdim de onun da bir bedeli olduğunu düşünememişim. Kaldır başını seyr eyle lapa lapa yağan beyaz düşlerimi. Şimdi karanlık ve soğuk. Birinin adı ümitsizlik diğerinin korku!

Hep yolumu kapamak isteyenler, ah! Kılıcını kuşananlar çıktı karşıma. İyi-kötü yanlışlarıyla doğrularıyla kayboldu. Hayat ve ölüm kucak kucağa içimde volkan gibi büyüyor. Tıpkı ay ile güneş gibi...
« Yanıtla #3 : 03 Mart 2008, 20:22:10 »
PoLaTALeMDaR
Ziyaretçi
KIZ KULESİ

saol paylşım için teşekkürler
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: kulesine

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arşiv

|Site Map1 | |Site Map2 | |Google Tagged | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss

Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Vista v2 Design by Çapqino
Bu Sayfa 0.491 Saniyede 31 Sorgu ile Oluşturuldu

Dün 03:32:17