|
|
KIZILDERİLİLER TÜRK MÜ?
Dr.Erhan ARIKLI
KKTC Kırgızistan Temsilcisi
Amerikan kıtasının ilk sahipleri olan Kızılderililerin Türk olup olmadığı sorusu günümüzde tartışılan önemli bir sorudur.
Amerikan yerlilerinin Türk olduğu düşüncesi ilk defa Ulu Önder Atatürk tarafından seslendirilmiştir.O, Meksikaya atadığı Büyükelçi Tahsin Mayapetek'e bu konuyu araştırması için özel bir görev yüklemiş ve hatta Tahsin beye "Mayapetek" soyadını da o vermişti.
Türkiye'de Kızılderililerin Türk olduğu hususunu işleyen ilk aydın Reha Oğuz Türkkan'dır.
Türkkan, Yıllarca ABD'de kalmış ve Kızılderililer üzerinde araştırmalar yapmıştı.
Daha sonra yine Amerika'da uzun yıllar kalan Ahmet Ali Arslan da bu konuda önemli çalışmalar yaptı.
Bu çalışmalar elbette önemli idi. Ama aşağıda açıklayacağımız gibi ABD'li Profesör Denis Sinor'un araştırma sonuçları çok daha çarpıcı idi.
Kızılderililerin aslının nereden geldiğine dair 40 yıl araştırma yapan Ethel Steawert, belgelerle Kızılderililerin Türk soyundan geldiğini ispatlamıştır
SSCB'nin dağılmasından sonra Sibirya Türk Halklarını incelemek için bölgeye defaatle yaptığım ziyaretlerde Yakut,Tuva, Hakas, Şor vs. gibi Türk Halklarının Amerikan Filmlerinde kötü karakter rolünü oynayan Kızılderililerle aynı kökten geldiklerine dair inancım katileşti.
2-4 Temmuz 1999 tarihleri arasında Denizli'de yapılan "Yedinci Türk Dünyası Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı"na katılan Onayda Kızılderili kabilesi reisi ve Amerika Yerlileri Sosyal İşler Daire Başkanı M. Franklin Keel'in konuşması, kurultaya katılan delegeler üzerinde derin tesirler bıraktı. Kızılderililer hakkında geniş bilgi veren Keel, Kızılderililerin (atalarının) Baykal Gölü ve Yenisey-Tuva bölgelerinden Amerika kıtasına, Alaska üzerinden göç ettiklerini ifade etti. Kızılderililer ile Türklerin DNA testlerinin ayni olduğunu ve ayrıca "Y" kromozomunun sadece yeryüzünde Türkler ile Kızılderililerde bulunduğunu söyledi. Kızılderililerin konuştukları dillerdeki kelime benzerlikleri gibi, halı, kilim ve el işlerindeki desenlerin ayni olduğunu, örf, adet ve geleneklerde de çok büyük benzerlik olduğunu ifade etti.. M. Franklin Keel kurultayda yaptığı konuşmada: "DNA testlerinde Kızılderililerin Türk asilli olduklarının anlaşıldığını, ben Türk kurultayına katılarak ve Türkiye'de bulunmak suretiyle daha iyi hissettim. Biz Kızılderililer Türk olmaktan çok mutluyuz... Amerika'da birçok bölgede yer isimleri Türkçe olduğuna dair bazı bilgiler vardır. Ama bu konu, derinlemesine araştırılmadı... Türk Dünyası kurultayına katılmaktan çok mutluyum. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Türkler, bu kurultayda toplanmışlardır. Kurultayı çok güzel buldum. Burada çok değişik topluluklar temsil ediliyor. Kültür alışverişinde bulunuyorlar. Kültür çok önemli bir faktör. Türk insanında tespit ettiğim en büyük hazinenin, kalplerinin zenginliği olduğunu gördüm. Dostlukların samimiyeti ve derinliği, bu samimiyet ve derinlik biz Kızılderililerde de aynen böyledir. Yakut Türkleri ile tanışma fırsatım oldu. Çok nazik ve kibar insanlardı. Tıpkı benim kuzenlerim gibi gözüküyorlardı. Benzerlikler çok fazla... Bozkurt, biz Kızılderililerde de semboldür. Hatta Kızılderililerde Bozkurt isimli kabile vardır. Eğer buraya Amerika'daki Kızılderililerden daha çok getirmek kısmet olsaydı, onlar da sizinle görüşmekten çok çok mutlu olacaklardı, tıpkı benim gibi. Gidince Türk asıllı insanlarda gördüğüm, bizimle ayni olan özellikleri kabileme anlatacağım..."
Avrupalılar Amerika kıtasına göç etmeden önce Kızılderililerin nüfusu, Avrupa kıtasının nüfusundan fazla idi. En az 50 milyon Kızılderililerin soykırım neticesinde katledildiği kesindir. Bazı ABD'li tarihçilere göre ise, bu miktar 100 milyona yakındır. Şu anda Kızılderililerin nüfusu 2.5 milyon olup, bu sayıyla bir nevi müzeliktirler ve soylarını koruma mücadelesi vermektedirler. Kızılderililerin büyük bir çoğunluğu ise Uygur ve Nayman Türkleri ile diğer Türk kabileleridir Amerika'da diğer bir Türk nüfusu da Kamçatka Yarımadası'ndan Alaska'ya göçen Saka Türkleridir. M.Ö. 1500 yıllarında Göktürk alfabesi ile yazılmış Saka Beyinin hikayesini anlatan taş, bunu ispat etmektedir Fransiz dil bilimcisi Dumesnil, Kızılderili dilinde 320 Türkçe kelime tespit etmiştir...
Mohavk Kızılderilileri uzun eşek oyunu da dahil 12 Anadolu oyununun 11 tanesini bilmektedirler. Güreş ise bütün Kızılderili kabilelerinde dua ile başlanılan en önemli ata sporu olarak tatbik edilmektedir. Brezilya ormanlarında Zakuma Kızılderililerinde güreş, rakiplerden birisi can verene kadar devam eder. Bizdeki "Kırkpınar" efsanesinde de pehlivanlar can verene kadar güreşmişlerdir. Anadolu Türklerinin parmaklar arasına sicim gererek oynadıkları sicim oyunu Atabaşkan ve Keçuva kabilelerinde de oynanmaktadır. Üstelik figürler ve isimler de aynidir. Eğer Anadolu'da bir figüre yıldız deniliyorsa, Kızılderililerde de yıldız denmektedir "İnka'lar kök sülalesine "Ay-ullu" yani ulu soy demekle beraber, kendi yöneticilerine Kur-Hakan demekteydiler. İnka'lar çocuklarına bir kahramanlık gösterene kadar ad vermezlerdi. Ad verme işlemi merasimle yapılırdı. (Dede korkut destanlarından Boğaç Han destani hatırlanırsa, orada da çocuk bir kahramanlık gösterdikten sonra ad almış ve bu ad alma işlemi de bir törenle gerçekleştirilmiştir. M.K.) bir kişi ölene kadar bir düzine ad ve nam sahibi olabilirdi. Mayalarda buluğ çağına eren çocuklara ok ve yay verilirdi. Kafkasya Türklerinde hala yaşatıldığı üzere, kadın kocasını adi ile çağırmaz, "Evin büyüğü", "çocukların babası" gibi sıfatlar kullanırdı. Kına yakma bütün Kızılderili kabilelerinde, Anadolu ve Orta Asyalı Altaylılar gibi uygulanmaktadır. Beşik kertmesi töresi ayni şekilde yaygın bir töredir. Yukarıdaki paragrafta anlatılanların tamamı Anadolu'da yaşanmakta olan Türk kültürünün bire bir aynidir. Bu kadar yakin ve benzer bir yaşam biçiminin binlerce kilometre uzaktaki bir kıtada aynen yaşanıyor olması tesadüflerle izah edilebilir mi? "İnkalarda aşağı sınıftan yani "Kara budun"dan olan birisi bir boğayı öldürmeden evlenme hakki kazanamazdı. " Mohavk ve Atabaşkan kabilelerinde Kore Türkleri olan İlu'lar gibi, nişanlı kızlar saçlarına nişan tüyü takarlar." Loğusa kadın bütün Altaylilar gibi kutsal sayilir. Loğusanın kırkını yaparlar. Ölülerini bütün Altaylılar gibi, silahları ve ati ile birlikte "Kur-gan"lara gömerler. Kan davası bir töre olarak uygulanir. Cenaze merasimlerinde bütün Altaylılar gibi ölü ağlayıcıları tutarlar. (Anadolu'da, Ankara yöresinde bu gelenek "Yasçı Tutmak" olarak yakin zamana kadar uygulanmaktaydı. Son zamanlarda azalmış durumdadır. Ayni gelenek yine Ankara il sınırları içindeki Kürt köylerinde de uygulanmaktaydı ve halen uygulanıyor. M.K.) Mayalar ölüm yıl dönümünde "Yıl aşı" verirler, cenaze törenlerinde erkekler yüzlerine kara boyalar sürerlerdi Toltek Kızılderililerinin gebelik ve bereket tanrısı "Tez Katli Poka" (Tez katli boğa)dir. Kızılderililerde cennet ve sırat köprüsü kavramı vardır. Cennete Vakui (Akui- Altından ırmaklar akan yer) derler. "Siu Kızılderililerinin 1870 yılı sonlarında Papiti, Muhave, Kalamat, Şoson, Irok gibi kabilelerinde "Hu" çekerek Bektaşi semahlarına benzeyen ayinler yaptıkları tespit edilmiştir. "İnkalarda Kopuz benzeri bir saz kullanıldığı tespit edilmiştir. Aztek ve Mayalar "Ç-şıra" (şira) isimli içki içerler. İnkalar ise bu içkiye "Çira" derlerdi."
Sümerler Mu kıtasının batışından sonraki dönemde, bir Mu kolonisi olan ve hemen hemen Asya kıtasının yarısından fazlasına hükmeden Uygur İmparatorluğunun batıya göç eden bir parçasıydı. Meksika'da bulunan yazılı tabletler de Maya dili ile yazılmıştı ve 12.000–60.000 yıllık bir geçmişten bahsediyor, batık kıta MU'yu haber veriyordu. Böylece, Tibet'te bulunan tabletlerin doğruluğunu da teyit ediyordu. Daha doğrusu bu iki uzak mekânda bulunan yazılı kaynaklar, geçmiş hakkında verilen bilgilerin sağlamlığı konusunda birbirlerini teyit ediyorlardı. Bu Meksika'da bulunan tabletlerin anlattıkları ve kayıp Maya medeniyetinde kullanılan çok sayıda kelimenin Türkçe oluşu, (O kadar Türkçe ki, bu gün kullandığımız Türkçeyle bile doğrudan ayni olan çok sayıda kelimeler var.) Maya, İnka, Aztek uygarlıklarının kalıntıları olan Kızılderililerin kullandıkları dillerde bile bu kelimeler yaşamaya devam ediyor. Sadece kelimeler mi? Tabii ki hayir! Sadece konuştukları dil değil, yaşam biçimleri, ev olarak kullandıkları mekânlar, çadırlarında ve kilimlerinde kullandıkları desenler bile bu gün Anadolu'da halen kullanılmakta olan desenlerin birebir aynisi. Biraz detaya indiğinizde, eski Sümer kelime, sembol ve yaşam biçiminin, bugün Asya'da ve Anadolu'da kullanılan kelimelerin, kullanılan sembollerin, yaşam biçiminin ve inançların aynılarını, Amerika kıtasında yaşamış olan Maya, İnka, Aztek uygarlıkları ve onların devamı olan Kızılderililerde görebilirsiniz. Bu kadar geniş bir coğrafyada bu aynilik artik inkâr edilememektedir. Kıskançlıktan kaynaklanan inkarlar ise yavaş yavaş belgeler konuşmaya başladığı için çaresiz bir suskunluğa dönüşmektedir. Aşağıda bu konuda yapılan tespitlerden bazılarına yer verilmiştir: Kızılderili ve Türk Dillerinde Kullanılan Ortak Kelimeler "Toplam 600 lehçeden oluşan Kızılderili lehçelerinin ortak büyük kütlesi Atabaşkan Kızılderililerinin dilidir. Bu dil Altay dillerindendir. Bu dil diğer dillerin ortak buluşma noktası niteliğindedir. Bazı örnekler:
Yatki ; Ev, yatılan yer Tamazkal : Hamam, temiz kal T-sün : Uzun Tepek : Tepe Hu : Selam Tete : Dede Türe : Türe, Töre Atiş-ka : Ateş Yanunda : Yanında Aş-köz : Yemek Tapa : Tuba Yu : Su, yu-mak, yıkamak İldiş : Dişleme
kün - gün tepek - tepe kuşa - kuş köç - göç it -köpek kan - kağan tekun - tekin kayak - kayık kir - kir yokut - yakut hava su - hava su ges - gez tuka - tükür çapultepek - çapulcu tepesi atağ - ata yaşil - yeşil çakira - çakır çiran - yılan kiçik – küçük
|