+ simple machines forum smf.gen.tr ödüllü seo webmaster yarışması » KÜLTÜR-SANAT-HAYAT » Bilim ve Teknoloji (Moderatör: Cengiz)
 Suyun da duyguları var mıdır?

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Suyun da duyguları var mıdır?  (Okunma Sayısı 70 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 14 Şubat 2008, 13:50:09 »
kurabiyee
Tecrübeli Üye
*



DİKKAT:BağımLıLık YapaBiLir...

Rep Gücü: 0
Rep 385


Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 173


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

Üyelik Bilgileri
Suyun da duyguları var mıdır?

Suya kötü şeyler söylediğinizde üzülüyor, iltifat ettiğinizde seviniyor. Yanında dua ettiğinizde güzelleşiyor. Üstelik bunlar suyun yüzüne, fotoğraflara yansıyor!
 Güzel bir söz duymak hepimizin hoşuna gider. Suyun da hoşuna gidiyor. Su, aynı bizler gibi, hatta bizden daha da hassas bir şekilde, etrafında olup biten her şeye tepki veriyor.

Gürül gürül çağladığı bir şelaledeyken çok mutlu; klorlanmış bir şekilde musluk içinde akarken mutsuz. Sevgi sözcüklerine olumlu tepki veriyor; nefret sözcüklerine olumsuz. Dua edilmesi suyu güzelleştiriyor, berraklaştırıyor. Dinletilen müzik türlerine tepki veriyor.

Bütün bunları nasıl biliyoruz? Japon araştırmacı Dr. Masaru Emoto’nun çektiği fotoğraflardan. Emoto, topladığı su numunelerini dondurup eksi beş derecede fotoğraflarını çekti. İnsan eliyle müdahale edilmemiş suların olağanüstü güzellikte kristaller oluşturduğunu gördü. Kirli su kaynaklarından veya musluk suyundan aldığı örneklerse, kristalleşemedi veya deforme olmuş kristaller oluşturdu.

Suya müzik dinletildiğinde veya su şişesinin üzerine bazı kelimeler yazıldığında alınan sonuç da son derece etkileyici. “Teşekkürler”, “sevgi ve şükran (en üstteki fotoğraf), “melek” yazılı kağıtlarla sarılan şişelerde bulunan su kristalleri dantel gibi ince motiflerle süslü. “Beni hasta ediyorsun. Seni geberteceğim.” yazan şişedeki su ise kristal oluşturmuyor. “Şeytan” yazılı kağıtla çevirili şişedeki su, kapkaranlık bir delik görünümü veriyor. Su, kelimeler kadar, manzara resimlerine de tepki veriyor.

Heavy metal türü müzik dinletilen su örnekleri kristal oluşturmazken, klasik müzik veya halk ezgileri dinletilen su yumuşak şekilli, güzel kristaller haline geldi.

Dua etmenin de olumlu etkisi olduğunu gözlemleyen Emoto, bir gölün dua etmeden önce ve duadan sonra su örneklerini fotoğrafladı. Duadan sonra su kristali daha berrak ve net bir şekil aldı.
Mikrodalga fırın – şeytan benzerliği

Emoto, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, mikrodalga fırın gibi elektromanyetik dalgaların suya verdiği zararı da çektiği fotoğraflarla belgeledi. Çektiği fotoğraflarda çok şaşırtıcı bir benzerlikle karşılaştı. Suyun Gizli Mesajı’nda yazdığı gibi bu benzerlik şöyle: “Mikrodalga fırında ısıtılan damıtılmış su, “şeytan” sözcüğü karşısında elde edilene benzer bir kristal oluşturdu.”

Su insan vücudunun da parçası

Emoto, “Suyun Gizli Mesajı” kitabında, su ile yaptığı çalışmanın insan dünyasına da ışık tuttuğunu şu sözlerle ifade ediyor: “İnsan bedeninin ortalama yüzde yetmişi sudan oluşur... Başka bir deyişle bizler büyük kısmı sudan oluşmuş varlıklarız....

 İnsanın mutlu ve sağlıklı bir hayat sürmesinin yolu bedeninde bulunan yüzde yetmiş oranında suyun saflaştırılmasından geçer.... Sürgit devinim halinde olan akarsular nispeten saf kalmayı başarmıştır. Durgun su ölüdür. Hasta bir bedende suyun – ya da kanın – dolaşımı genellikle durağan hale geçmiştir.

Peki ama bedenimizdeki kan akışı neden durağan hale gelir? Bu durumun duygularımızın durağanlaşmasıyla doğrudan ilişkisi var. Bilimsel araştırmalar ruh halimizin ya da zihinsel durumumuzun bedenimizi doğrudan etkilediğini uzun zaman önce ortaya koydu. İçiniz yaşama sevinciyle doluyken, hayattan zevk alırken kendinizi fiziksel olarak da çok iyi hissedersiniz ama üzüntülü ya da kederli olduğunuzda bedeniniz bunu bilir.”

“Hastalıklar toplumun yozlaşmasıyla bağlantılı”
Gene kitaptaki ifadelere göre, yaşadığımız ruhsal veya bedensel hastalıklar, içinde yaşadığımız toplumla bağlantılı. Aynı, okyanus içindeki bir damla suyun, bütün okyanusu hissetmesi gibi... Emoto’nun sözleriyle: “ Bedenleri ve ruhları yaralanmış insanlarla karşılaştıkça, hastalık dediğimizin aslında kişisel bir şey değil de, bütün bur toplumun yozlaşmasıyla doğrudan bağlantılı bir durum olduğuna giderek daha fazla ikna oluyorum.

Bozulan dünyamız için bir şeyler yapmayıp yaralı ruhlarımızı iyileştirmediğimiz sürece fiziksel hastalıklar yüzünden acı çeken insanların sayısında hiçbir azalma olmayacaktır. .... Dünyadaki bozulma aslında ruhun bozulmasıdır ve bu darbe, etkisini bütün evrende gösterir.”

Su kaynağına yakın olmak önemli

Şehir koşullarında tertemiz bir pınar suyu bulup içmek hayal gibi. Pınarlardan gelen sular plastik kaplarda giriyor evimizden içeri. Bu sorun kitapta şöyle ifade ediliyor: “ Suyun başka maddeleri çözündürüp taşıyıcılık yapmak gibi eşsiz bir özelliği de vardır.

Ne kadar çok maddenin suyun içinde çözünebildiğini bir düşünün; tabii suya yeniden o ilk ve saf halini kazandırmanın da ne denli güç olduğunu da düşünün. Yarı iletken teknolojisinde ve kimyasal fabrikalarda, suyu mümkün olduğunca saf, özgün haline dönüştürebilmek için kullanılan özel su arıtıcılarının ne kadar işe yaradığı tartışmalı bir konudur.

Buralarda arıtılan su, her koşulda suda çözünecek katışıklı yabancı maddeleri barındıran plastik (ya da farklı maddelerden yapılmış) depolarda tutulur. ... Tertemiz görünen içme sularıyla kaynak sularının pek çok katkı maddesi ve mineraller barındırdığını öğrenmek sizi şaşırtmayacaktır.”

Yazılanlar gerçekten düşündürücü. Saf su, ancak su kaynağından içilebiliyor. Belki toprak, tahta veya cam kaplarda taşınması da sağlıklı ama çoğu evde satın alınan plastik damacanalar ve pet şişeler su taşımak için uygun malzemeler değil. Su kaynağına yakın olmanın önemini yabancı şirketler çoktan anlamış olacaklar ki, uluslararası gıda üreticileri ülkemizde bulunan su kaynaklarını birer birer satın alıyorlar.

Dünya Ticaret Örgütü de yirminci yüzyılın petrol savaşlarıyla başladığını ancak yirmi birinci yüzyılın su savaşlarına sahne olacağını iddia etmişti.

“Kirlilik önce bilincimizde başladı”

Emoto, yağmur sularının dahi kirlendiği bir dünyada yaşadığımızdan bahsediyor: “Aslında kirlilik öncelikle kendi bilincimizde ortaya çıktı. Neye mal olursa olsun konforlu bir yaşam tarzı istediğimizi düşünmeye başladık. Bu bencilliğin bizi çevre kirliliğine götürdüğü aşikardı aka durmak bilmedik ve şimdi en ücra köşesi bile zehrimizden nasibini almış bir gezegende yaşıyoruz.

Belki de artık insanı kötücül, şeytansı bir varlık olarak görmekten vazgeçmemizin zamanı gelmiştir. Bana kalırsa içimizdeki o eşsiz yetenekleri fena halde azımsıyoruz.

Çevre sorunlarının nasıl bu hale geldiğini, insanların neden böylesine karmaşa içinde yaşadıklarını ve uygarlığımızın bizi nasıl bir sona sürüklediğini düşünmeye başladığımdan beri bu projeyi hayata geçirmek istiyordum. Bütün bunların müsebbibinin öncelikle bilim çevrelerindeki çürüme ve yozlaşma olduğunu düşünüyorum; ayrıca otoritelerin bilinçli olarak böyle bir toplum biçimlendirmekte olduklarını da düşünüyorum.”

“Suyun mesajı sevmek ve şükretmektir” diyor Emoto. “Sürgit tekrarladığım gibi, sevgi ve şükran duygularının ışığından sapmamayı öğrenmek zorundayız. Şükretmek, sevgiyle dolu bir yürek yaratır. Sevmekse, şükran duygusunu doğru hedefe yöneltmemizi sağlar. Su kristallerinin açıkça gösterdiği gibi, sevmek ve şükretmek bütün dünyaya yayılabilir.

Biz insanların çok önemli bir vazifesi var: suyu yeniden tertemiz hale getirip yaşamaya değer, sağlıklı bir dünya yaratmalıyız. Bunun için de ilk önce kendi ruhumuzu temizlediğimizden emin olmalıyız.”


Logged


Kör Cehalet Çirkefleştirir İnsanı, Suskunluğum Asaletimdendir.
Her Lafa Verilecek Bir Cevabım Vardır. Lakin Bir Lafa Bakarım Laf Mıdır Diye, Bir De, Söyleyene Bakarım Adam Mıdır Diye...

« Yanıtla #1 : 14 Şubat 2008, 20:22:08 »
manik
Yeni Üye




DİKKAT:BağımLıLık YapaBiLir...

Rep Gücü: 0
Rep 2


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 51


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

Üyelik Bilgileri
Suyun da duyguları var mıdır?

ilginç ve bir o kadar da güzel bir paylaşım.
öncelikle paylaşımın için teşekkürler.
bende şöyle birşey duymuştum, suyun davranışları üzerinde çalışma yapan bilimadamları şöyle bişey yapmışlar:
ilk önce özdeş birkaç kabın içine aynı miktarda su koymuşlar ve kapları farklı ortamlara koyup farklı müzikler dinletmişler.
daha sonra bu kaplardaki suları dondurmuşlar.
sonuçları detaylı olarak hatırlamıyorum ama kısaca;klasik müzik ve bu tarza yakın müziklerin dinletildiği kaplardaki sular donduğunda, oluşan
buzdaki su moleküllerinin dizilimlerinin gayet düzgün olduğu; buna karşın, heavy metal ve bu tip sert müzik dinletilen sular donduğunda ise oluşan molekül diziliminin dağınık ve karmaşık bir yapıya sahip olduğu gözlenmiş.
ve son olarak osmanlı döneminde bazı psikolojik rahatsızlıklar su sesi ile tedavi edilirmiş ve hastaların birçoğu sağlığına geri kavuşurmuş.

 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: var

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Suyun Kontrol Edilmesi « İcatlar ve Keşifler Bilim ve Teknoloji Cengiz 0 50 Son Mesaj 23 Şubat 2008, 15:44:51
Gönderen: Cengiz
ATe$ ve SuYuN A$kI Aşk_Sevgi kurabiyee 6 83 Son Mesaj 23 Mart 2008, 15:06:09
Gönderen: kurabiyee
Suyun altını merak edenlere... Genel Konular TeVerro 0 19 Son Mesaj 24 Haziran 2008, 18:48:19
Gönderen: TeVerro
Bezlerin İnsanın Kilosuyla Bir İlişkisi Var Mıdır? Sağlık TeVerro 0 11 Son Mesaj 19 Temmuz 2008, 03:21:33
Gönderen: TeVerro
Aşk yoksa masal mıdır? Antoloji wampirella 2 26 Son Mesaj 17 Ekim 2008, 13:34:56
Gönderen: wampirella
Arşiv

|Site Map1 | |Site Map2 | |Google Tagged | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss

Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Vista v2 Design by Çapqino
Bu Sayfa 0.928 Saniyede 30 Sorgu ile Oluşturuldu

29 Kasım 2008, 06:45:18